Tiroid Nodülleri Kadınlarda Daha Sık Görülüyor

Tiroid nodülleri tiroid bezi içinde oluşan yumrulardır. Nodüller, tiroid hücrelerinin anormal çoğalmaları ve büyümeleri nedeni ile oluşur. Tiroid nodülleri kadınlarda erkeklere oranla çok daha sık görülen bir tiroid bezi hastalığıdır. Her üç kadından birinde tiroid nodülü saptanmaktadır. Gözle görülebilecek kadar veya elle muayeneyle anlaşılabilecek kadar büyümüş nodüller hasta veya hasta yakınları tarafından fark edilebilirler. Ancak daha küçük çaplı nodüller genellikle hasta tarafından fark edilemez. Bu nodüller doktor tarafından elle yapılan muayeneyle, daha sonrada ultasonografi muayenesiyle anlaşılır.

  

Burada kullanılan ultrasonografi cihazının kalitesi yanında, cihazı kullanan hekimin bilgisi, becerisi, deneyimi ve inceleme sabrı nodüllerin teşhis edilmesinde önemlidir. Dikkatli bir tiroid ultrasonografisi yapıldığında 40-50 yaş civarındaki erişkin insanların yaklaşık %50‘sinde değişik boyutlarda tiroid nodülü veya nodüllerinin bulunduğu ispatlanmıştır.

Tiroid nodüllerinin çok büyük bir bölümü iyi huylu nodüllerdir. Ancak nodüllerde yapısal özelliklerine göre %5 ile %25 arasında değişen oranlarda tiroid kanseri görülebilmektedir.

Bir kişide tiroid nodülü saptandığında yapılması gereken şey bu nodülün tiroid kanseri olup olmadığının saptanmasıdır. Bir tiroid nodülünde kanser olma olasılığını artıran özellikler nodülün tek olması, solid olması (içinin sıvı değil tiroid dokusuyla dolu olması), çapının büyük olması, yapısının sert olması, sınırlarının düzensiz olması, içinde kireçlenme olması gibi özelliklerdir. Ayrıca boyun bölgesine ışın tedavisi uygulanmış olması, ailesinde tiroid kanserli bireylerin bulunması, nodül ile birlikte boyun lenf bezlerinde büyüme olması gibi bulgular da tiroid nodülünde kanser görülme riskini artıran klinik bulgulardır. 20 yaş altında ve 60 yaş üzerindeki kişilerde saptanan tiroid nodüllerinde de tiroid kanseri görülme olasılığı daha yüksektir.

Teşhis: Bir tiroid nodülünde kanser bulunup bulunmadığını anlamanın en güvenilir yolu ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) dir. Bu yöntemle nodülün içinden ince bir iğne yardımıyla alınan tiroid hücreleri incelenerek kanser olup olmadığı anlaşılabilmektedir. Her nodüle iğne biyopsisi yapmaya gerek yoktur. İçi sıvı dolu kistik nodüller, çok çalışıp hormon üreten sıcak nodüller iğne biyopsisi yapılmadan yıllık ultrasonografi muayeneleriyle takip edilebilir. Ancak 1cm.den büyük solid nodüllere ve çapı 1cm.den küçük olsa bile ultrasonografide şüpheli görüntüsü bulunan nodüllere ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılmalıdır.

    

                                                            İnce iğne aspirasyon biyopsisinin uygulanışı

Nodülde kanser olup olmadığının anlaşılmasında yeni bir yöntem; Elastografi

Tiroid nodüllerinde kanser olup olmadığının iğne biyopsisi yapmadan anlaşılması yönünde çalışmalar günümüzde devam etmektedir. Elastografi yöntemi bu konuda ciddi bir umut ışığı olmuştur. Elastografi nodülün sertlik derecesi ve elastikiyeti konusunda bilgi veren bir ultrasonografi tekniğidir. Kanser olan nodül iyi huylu nodüle göre 1,7 kat, normal tiroid dokusuna göre ise 5 kat daha serttir. Bu yöntemde ultrasonografi sırasında nodüle yapılan basınç anında nodülde meydana gelen esneme ne kadar az ise nodülün sertliğinin o kadar fazla olduğu ve kanser riskinin de o kadar yüksek olduğu kabul edilir.

İğne biyopsisi sonucunda tiroid kanseri tanısı konulan veya kanser şüphesi saptanan nodüller en kısa zamanda ameliyat edilerek tedavi edilmelidir. İğne biyopsisi sonucu iyi çıkmış olan nodüller, yılda bir yapılan ultrasonografi muayenesi ile izlenmeye devam edilmelidir. Nodülün yapısında kanser düşündürecek değişiklikler olması veya nodülün çapının % 20 oranından daha fazla büyüme göstermesi durumunda, ince iğne biyopsisi tekrarlanmalı veya ameliyat düşünülmelidir. Nodüllerin büyümesini engellemek için kullanılan tiroid hormonu tedavisi genellikle yararlı olmamaktadır. Ancak tiroit nodülü olan ve aynı zamanda TSH denen uyarıcı hormon seviyesi yüksek olan hastalarda TSH seviyesini normal sınırlara indirmek için böyle bir tedavi yararlı olabilir.

Tiroid Ameliyatı Deneyim Gerektirir

Tiroid ameliyatlarında eskiden uygulanan tiroid bezinin bir kısmının alınması şeklinde yapılan ameliyatlar günümüzde artık uygulanmamaktadır. Nodülün yerleşim yerine göre, ya tek lob ya da iki lob birden tamamen çıkartılacak şekilde ameliyatlar yapılır.

Tiroit cerrahisi deneyim gerektirir. Bu nedenle tiroid ameliyatları endokrin cerrahisi konusunda deneyimli cerrahlar tarafından yapılmalıdır. Çünkü ses tellerini hareket ettiren sinirler ve vücudumuzun kalsiyum metabolizmasını düzenleyen paratiroit bezleri ameliyat bölgesinde tiroid beziyle çok yakın komşuluk ilişkisi içinde bulunduklarından ameliyat sırasında yaralanma olasılıkları vardır. Sinir yaralanması durumunda ses kısıklığı, Paratiroit yaralanması durumunda ise Kan kalsiyum seviyelerinin düşmesine bağlı kas kasılmaları ve kramplar görülmektedir. Komplikasyon oranları deneyimli endokrin cerrahlar tarafından yapılan tiroid ameliyatlarında oldukça düşüktür.

Ameliyat Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Ameliyat sonrası erken dönemde kanama ve enfeksiyon gibi komplikasyonlara çok nadirde olsa rastlanabilmektedir. Tiroid bezi tamamı çıkarıldıysa hastanın ömür boyu tiroid hormonu kullanması gerekir. Ancak tek lobun çıkartılması şeklinde yapılan ameliyatlardan sonra hastaların tiroid hormon ilacı kullanmalarına genellikle gerek olmaz. Ameliyat sonrası yıllık hormon seviyesi kontrolleri yapılmalıdır.

Prof.Dr.Ömer Bender

Meme ve Endokrin Cerrahisi