19 Mayıs Cad. Nova Baran Plaza No:4 Echomar 1.kat Şişli İstanbul
Meme Başı Akıntısı Tedavisinde Duktoskopi Yöntemi

Meme Başı Akıntısı Tedavisinde Duktoskopi Yöntemi

Duktoskopi, patolojik meme başı akıntısı olan birçok hastada meme kanserinin erken dönemde saptanmasını sağlayan bir tekniktir. Ofis şartlarında, lokal anestezi altında uygulanan duktoskopi işleminin hiçbir riski bulunmamaktadır. Tek kanaldan meme başı akıntısı olan tüm hastalara önerilen bir metottur. Duktoskopinin en büyük avantajlarından biri de gereksiz ameliyatları engellemesidir.

Meme kanseri, kadınlarda en çok rastlanan kanser türüdür. Bu nedenle her kadın kendi meme dokusunu tanımalı ve meme kanseri konusunda gerekli bilince sahip olmalıdır. Meme başı akıntısı, meme kanseri belirtileri arasında yer aldığı için dikkatle yaklaşılması gereken bir belirtidir. İhmal edilmemelidir. Her meme başı akıntısı kanser demek değildir.  Ancak yine de aksi ispatlanana kadar araştırılması gerekmektedir. Meme başı akıntısı şikayeti olan bir hasta mutlaka bir doktora baş vurarak akıntının nedenini araştırmalıdır.  

Duktoskopi, meme başındaki süt kanalı ağzından girilerek, süt kanallarının direkt incelenmesine olanak tanıyan bir yöntemdir. Yeni geliştirilen bir metottur. İşlem süt kanalı ağzından milimetrik fiberoptik endoskoplarla girilerek gerçekleştirilir. 

Duktoskopi son 15 yılda geliştirilmiş olan yeni bir metottur. İlk geliştirilen duktoskoplar sınırlı optik özelliklere sahip, geniş çaplı ve çalışma kanalı olmayan duktoskoplardı. Bu nedenle elde edilen görüntü kalitesi de düşüktü. Günümüzde, endoskopi teknolojisindeki gelişmeler sayesinde çok daha kaliteli görüntü olanağı sağlayan duktoskoplar geliştirilmiştir. Günümüzde kullanılan fiber optiklerin iç çapları 0.45 – 1.3 mm arasında değişmektedir. Bu da günümüzde mükemmel fiber optiklerden yararlanıldığı anlamına gelmektedir. Duktoskopi ile 6000 piksel görüntü kalitesi elde edilmektedir. Böylece duktoskopi, patolojik açısından yüksek riskli kadınların taramaları için uygun görülen bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Meme Başı Akıntısında Duktoskopinin Yeri

Duktoskopi, akıntılı süt kanalına girilerek uygulanmaktadır. Önce akıntılı kanal yıkanır sonraysa içine serum fizyolojik verilerek fiber optik duktoskopi ile görüntü alınır. Bu teknik ile ortalama olarak 4 – 5 cm olmak üzere en fazla 9.5 cm derinliğinde kanallar incelenebilmektedir. Alete soğuk bir ışık kaynağı monte edilmekte ve alet içerisindeki fiber optik lifler aracılığı ile ışığı ileterek süt kanallarının içi aydınlatılmaktadır. Fiber optik lifler vasıtası ile süt kanallarının içinin görüntüsü monitöre aktarılmakta ve gözlenmektedir. Tüm işlem toplamda 20 – 45 dakika civarında sürmektedir.

Meme başı uyuşturulduğu için kişi işlem esnasında herhangi bir acı duymamaktadır. İşlem esnasında meme başı akıntısının nedeni araştırılarak kanser hücresi olup olmadığına bakılmaktadır. Eğer ameliyat gerektiren bir durum tespit edilirse hastalıklı yer, ameliyatta bulunabilmesi için önceden işaretlenebilmektedir. Ayrıca, bazı meme başı akıntılarının tedavisi ameliyat gerektirmemektedir. Bu gibi durumlarda da fiber optik duktoskopi sayesinde gereksiz ameliyatlar engellenmiş olmaktadır. 

Fiber optik duktoskopi, bening patolojilerde cerrahi eksizyonların azaltılması konusunda da yardımcı olmaktadır. Bazı intraduktal Papillomların ameliyatsız tedavisine de olanak tanımaktadır. Benign (iyi huylu) lezyonlara gereksiz ameliyatını engellemenin yanı sıra cerrahi planlama konusunda da işe yaramaktadır. 

Meme kanserleri %90 oranında süt kanalının duvarından kaynaklanan bir kanser çeşidi olması nedeniyle  meme kanseri, ultrason ya da mamografi gibi tanı yöntemleriyle saptanacak aşamaya gelmeden önce süt kanallarının içinin görüntülenmesi ile teşhis edilebilmektedir. Meme başı akıntısına kanserin neden olması durumunda bu durum süt kanallarının içinin görüntülenmesi yani fiber optik duktoskopi ile tespit edilebilmektedir. 

Bu metodunun dezavantajlarından biri pahalı bir prosedür olmasıdır. Ancak fiber optik duktoskopi verdiği bilgiler ve faydaları göz önünde bulundurulacak olursa gelecekte çok tercih edilecek tanı ve tedavi yöntemlerinden biri olacağını tahmin etmek zor değildir.